ASLINDA SENDEN PEK HOŞLANMIYOR / ERKEKLER NE SÖYLER KADINLAR NE ANLAR






He's Just Not That Into You

Aslında senden pek hoşlanmıyor.

"Beni seviyor mu, benden hoşlanıyor mu, aslında şunu söylemek istemiş olabilir." 
gibi kendimizce sebepler sunduğumuz ilişki konularında, gördüğümüzü cevap olarak almayı kabul etmek yerine kendi hislerimizi cevap olarak kabul ediyor, günün sonunda umduğumuz gibi çıkmayınca dertleniyoruz. Pardon, dertleniyorduk. Bu durumu lisede bırakmış, evlendikten sonra tamamen rafa kaldırmış, boşandıktan sonra tekrar gün yüzüne çıkarmış ve birkaç berbat tecrübeden sonra tekrar rafa kaldırmış biri olarak söylüyorum: Ne görüyorsak odur. Çünkü bir şey ya vardır ya yoktur. Bazen engeller ve bir takım sorunlar olması mümkün olsa da gerçek duygular gerçekleşmeyecek olsa bile kendini belli eder.

Film tam olarak bunu anlatıyor. Kadın erkek fark etmeksizin niyetlerin ve davranışların ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu ama günün sonunda birisi seni gerçekten istiyorsa/istemiyorsa öyle ya da böyle niyetini belli edeceğini gösteriyor.  

Birini seviyorsanız ve istiyorsanız ve karşılık da alıyorsanız bunu şansa bırakmazsınız.


Buradan Sonrası Film Hakkında Spoiler İçerir

Janine & Ben 

Beni filmde en çok etkileyen, Janine ve Ben ilişkisi oldu. Janine ve Ben uzun yıllardır evliler, çocuk yapma hayalleri var, yeni bir eve taşınıyorlar. Dışarıdan bu kadar kusursuz gözüken çift, o kadar birbirlerinden ayrı düşmüşler ve uzaklaşmışlar ki farkında bile değiller. Bir süredir sevişmiyor olmalarını bile göz ardı ediyorlar. 

Janine sigara konusunda fazlasıyla hassas ve eşinin tekrar sigara içiyor olma ihtimali bile onu sinirlendirmeye yetiyor. 

Pasif agresif Ben; sorunların üstünü örten, gereksiz alttan alan, kendi tercihlerini ve sıkıntılarını dile getirmeyen ve her şeye evet diyen biri. 
Janine ise fazlasıyla kontrolcü bir insan. Bütün kararlar sanki karar merciiymiş gibi ondan geçiyor.

İçten içe sinsice çürüyen bu ilişkinin sonu pek tabii kaçınılmazdı. Durum böyle olunca Ben, çekici ve seksi bir kadın karşısında kendini daha fazla tutamaz ve Janine'i aldatıyor. Janine sinyalleri alsa da görmemeyi tercih ediyor. Ben aldattığını itiraf ettiğinde bile konunun üstünü örtüyor.  

Bir gün, Ben'in cebinden sigara paketi düşer ve Janine'in isyan bayraklarını çeker. Sigara içmediğini söyleyen kocası kuytu köşelerde tüttürüyormuş meğer.  İşte bu Janine'i boşanmaya sürükleyen olaydı.

Bu sahne benim çok ilgimi çekmişti ve şaşırmıştım. "E, adam aldattı zaten, tüm mesele bu mu?." demiştim. Fakat benzer bir sorunu kendimin de yaşadığını fark ettim. Defalarca kez sigara içiyor musun diye sorduğunuz birinin, her seferinde yeminler ederek içmediğini söylemesi, başından beri ilişkide zaten dürüst olmadığını göstermez mi? Başından beri kandırılmışsınızdır. Küçücük şeyler çok büyük şeylerin habercisidir esasında.

Bu arada Janine karakterinin sütten çıkmış ak kaşık olduğunu düşünmüyorum, zira kendisi de epey toksik birisi. Muhtemelen böyle olmasının içi dolu sebepleri vardır.
Evlenmeye karar vermeleri bile anormal. Janine, Ben'e "ya evleniriz ya ayrılırız." gibi bir şart koşuyor. E, haliyle kaybetmek istemeyen Ben, evliliğe hazır olmamasına ve istememesine rağmen kabul ediyor. İkisi de toksik. Birisi karşısındakini olmadığı biri gibi davranması için zorluyor, öteki sessiz kalarak, her şeye boyun eğerek ilişkiyi sürdürüyor. Sorumluluk almayı reddettiği içinde aldatıyor. Tam delirmelik, cidden.

Gigi ve Alex

Gigi ve Alex. Alex, Gigi'ye erkeklerin gerçekte ne söylemek istediğini anlatan bir akıl hocası ve de Gigi'nin gelecekteki aşkı. Alex, ilişki koçluğu (gerçek bir ilişki koçu değil kendisi işletme sahibi)yapan fakat kendi söküğünü pek dikemeyen, aşktan korkan, Gigi ise görüştüğü her erkeğin hareketini yorumlamaya programlanmış biri. Her kelimenin, her tavrın, her hareketin altında anlamlar arıyor ve hatta anlamlar çıkartıyor. Bunu birçoğumuz yapmışızdır. Gigi, bu anlamda bir üst seviye. Olmayan bir şeyi bile olmuş gibi görebiliyor.

Randevunun sonunda "seni arayacağım."diyen erkek haftalardır aramıyorsa artık aramayacaktır. (Bunu tecrübelerime dayanarak sadece ben söylemiyorum, akıl hocamız Alex'de söylüyor) Fakat Gigi bunun altında geçerli sebep olduğuna inanıyor ve aramamasının altında mutlaka kozmik bir sebep olduğunu düşünüyor.

3 haftadır beni aramıyor olmasının bir sebebi olmalı, kesin ölmüştür! He tabii canım.

Ki bir gecede tanıdığımız birisiyle ilgili bu kadar varsayımda bulunmak da pek akıl işi değil sanki. Aramak istese zaten arardı güzelim. Bu kadar rahat konuştuğuma bakmayın aynı bataklığa elbette düştüm. Ben ettim siz etmeyin. 

Anna ve Connor

Sevgili Connor, Anna'ya aşık ve takıntılı. İlişkileri, Anna'nın isteğine göre arkadaşça sohbetler ve yatak ilişkisinden öteye gitmiyor. Güzel bir kadın, seks ve doyurucu sohbet. Connor için bir sorun yok haliyle. Bu arada Anna, sigara bağımlısı Ben'in karısını aldattığı kadın.
Ben tarafından ikinci planda kaldığını düşünürsek Connor'ın onu hayatının merkezine alması ve gerçekten ilgilenmesi Anna için duygusal tatmin aracı.  
Ve Anna hiçbir zaman net olmuyor. Connor'ı ne tam olarak hayatına alıyor ne de çıkarıyor. Connor hep cepte. Connor, Anna'ya her seferinde ne kadar özel ve mükemmel bir kadın olduğunu hissettiriyor ki Anna'nın Connor'ı tamamen hayatından çıkaramıyor. Dedim ya duygusal tatmin aracı. 
Yazının başında söz ettiğim, en çok istediğimiz netlik bu ilişki dinamiğinde yok. Ta ki Connor olup bitenin farkına varıp, sınır çizene kadar. Sevgi sandığımız şeyin duygusal tatmin aracı olmak ne üzücü.
İlgi açlığımızın etrafımızdaki insanların hayatlarını bu denli etkilediğini bilsek işler daha farklı olabilirdi. Duygusal mantığımız nerede? 

Beth ve Neil

Beth ve Neil yedi yıldır birlikteler ve Beth evlilik teklifi bekliyor haliyle. Neil ise evliliğe inanmıyor ama Beth'i seviyor. 
"Bunun için evlenmemize gerek var mı, zaten birlikte yaşıyoruz." düşüncesinde. 
E, haklı da aslında. Bu evlilik, bize çocukluğumuzdan beri öğretilen ve olması gereken bir şeymiş gibi aktarılıyor ve farklı bir versiyon düşünemiyoruz. Evleniyoruz ama gerçekten istediğimiz için mi, toplum bunu bize kakaladığı için mi? Tartışılır.

Çift günün sonunda farklı istekleri olduğu için severek ayrılıyorlar. Sonunda Beth evliliğin bir gerekçe olmadığının farkına varıyor, durumu olduğu gibi kabul ediyor ve Neil'a koşuyor. Neil ise evliliğin kaçılacak bir şey olmadığını anlıyor ve ta da! (İki tarafın idrak edebilmesi için yoklukla sınanmaları gerekiyormuş belli ki.)

Tek taşlar, teklifler klasik mutlu son.

Sorunların kaynağına ısrarla inmek demek çözüme ulaşmak demek. Hal böyle olunca sorun sandığımız şeylerin aslında bir sorun olmadığının farkına varıyor, sorunun içinden çözümü çıkarıyor ve doğru kararlar verebiliyoruz. Ama bunu yapabilmek kolay değil; bunu yapabilmek için çoğu zaman önce büyük yıkımı görmemiz gerekiyor. 

Ne fena.

Bu arada, Beth ve Neil filmdeki en ısındığım çift olabilir. Sebebi özlemini duyduğum aşk ve sadakat olabilir mi? Belki de.

Sizce bir ilişkide en büyük kırmızı bayrak nedir?
İlişkiler konusunda düşünceleriniz neler? Hepsini bilmeyi çok isterim!
Sevgiler, Simya

ASLINDA SENDEN PEK HOŞLANMIYOR / ERKEKLER NE SÖYLER KADINLAR NE ANLAR
Share
  1. Balımm bu filmi izledim, güzeldi ve eğlenceliydi. Hatta bir sahne paylaşayım bu filmden bir ara😊
    İlişkilerdeki en büyük sorun bence iletişim eksikliği. Ben iletişime takık birisiyim ve seviyorum. İlişkide iletişim olmadığı zaman sorunlar çoğalıyor ve sonrasında dayanma gücünün son noktasına geliyorsun. En sonunda da patlıyorsun. Anlayış çok önemli. Birbirini anlayabilmek, dinleyebilmek ilişkilerdeki en önemli nokta bence. Her yapılan şey laf oluyorsa işte orası tehlikeli bir nokta.
    Yine yine çok önemli başka bir şey de ilişkilerdeki heyecanı, enerjiyi kaybetme. Yani alışkanlık noktasına geldiyse bu çok kötü😔

    Daha yazılacak bir sürü şey var tabii, kısaca bunları yazdım balım. Yazın çok güzel olmuş😘

    YanıtlaSil