Bu yazı sizin için spoiler içerebilir.
Annelik, Kadınlık, Hormonlar ve Toksik Evlilik
Annelik, Kadınlık, Hormonlar ve Toksik Evlilik
Başrollerini Jennifer Lawrence ve Robert Pattinson'ın paylaştığı Die, My Love filmi; doğum sonrası depresyonu tüm gerçekliği ve olabildiğince estetikten uzak bir şekilde gözler önüne seriyor.
Birbirini sevmenin toksik bir ilişkiyi sürdürmek için yeterli olmadığını tecrübe etmiş biri olarak filmde beni tetikleyen çok şey oldu. Fazlaca çarpık, çılgınca ve hatta kimilerine göre hastalıklı bir biçimde gözükse de birçok ilişkinin iç sesinin dışa vurumu olarak görüyorum bu filmi.
İçten içe yitip giderken bunun dışarıya vurumu çoğu zaman sessizlik ve durgunluktur. Anlaşılmayacağını bilen her insan, fırtına öncesi sessizliğe gömülür ve büyük patlama olduğunda kimse ne olduğunu idrak edemez; çünkü onlara göre her şey yolundadır. İnsanın içten içe çürüyüşünün belirtileri olabildiğince ortada olsa da herkes görmek istediğini görür ve kendi yarattıkları yapay cennette varlığını sürdürmeye devam eder. Çürümeye yüz tutmuş partnerini de bu cennete hapseder.
Bu yazı sizin için spoiler içerebilir.
| Die, My Love |
Filmde Grace karakterimiz fazlasıyla yırtık, hareketli biri ve kendisi bir yazar. Jackson da onun deliliğine ortak olan ama genelinde olabildiğince pasif-agresif bir karakter. Grace, daha iyi yazmak için ormanın içinde bir eve yerleşme fikrine sıcak bakar ve çiftimiz buraya yerleşir. Üstüne bir de bebekleri olur. Her şey güllük gülistanlık giderken doğum sonrası depresyonu ile mücadele eden Grace, ebeveynlik rolünü tam anlamıyla üstlenemez bile. Bedenindeki değişimler, bir kadın olarak ihtiyaçları ve ona muhtaç olan bir bebekle günlerini geçirir. Partneri Jackson ise çalışan, eve ekmek getiren erkek rolünde ve günün çoğunda evde yok; aslına bakarsanız evde olduğunda da yok gibi kendisi. Evde iletişim "merhaba, hoşça kal"dan öteye gidemiyor ve kalan boşlukta da uyuyor.
Seks mi? Seks hiç yok. Ki bu çiftimiz, tavşanlar gibi sevişen ve buldukları her fırsatta her köşede bunu değerlendiren bir çiftten; bir anda 80’ine merdiven dayamış yaşlı çiftler moduna çoktan girmişlerdir bile. Grace bu durumdan hiç memnun değil ve kendince isyan ediyor ama Jackson bu yıkımı asla ama asla görmüyor. Grace dikkatini çekmek için hareketlerinin şiddetini giderek artırsa da süreç, Grace'in rehabilitasyon merkezine yatırılmasıyla sonuçlanıyor. Çıktıktan sonra bir nebze her şey yolundaymış gibi hissettirse de her şey bombok bir vaziyette ilerlemeye devam ediyor. Birçok insan gibi Jackson da her şeyin düzeleceğini ve dikkat edeceğini söylüyor ama bir şekilde işi hale yola koyamıyorlar.
Yaranın kabuğunu ne kendisi kaldırabiliyor ne eşi Jackson. Ve filmin sonunda Grace'i yanan bir ormanın içine doğru savrulurken görüyoruz. Gerçekten hayatına mı yoksa Jackson ile olan evliliğine mi son veriyor orası muallak.
Film geçişleri; gerçeklik, günümüz, geçmiş ve gelecek olayları çok fazla iç içe olduğu için kafam karışmadı desem yalan olur. Ama düşündüğümde bu yıkım zaten böyle hissettirmez mi? Geçmiş, gelecek ve günümüz beynimizin içinde; oradan oraya koşarız, gerçeklik algımızı yitiririz. Çünkü ne yapsak olmuyordur.
Sevgi, aşk ve tutku birlikte kalmak için yeterli olmuyor. Bazen acı verse de sonlandırmak, belki de mutluluğumuz için atacağımız zor ama en doğru adım oluyor.
Aşk ile çürümeli mi yoksa çürük aşktan vazgeçip kendimiz için doğru olanı mı yapmalıyız? İtiraf edemesek de cevap ortada. Vazgeçmek, bırakmak, gitmek bazen çok zor. Bunu yapabilecek cesarete sahip olanları kucaklıyorum. Sizler ilham oluyorsunuz. Gerçekten. Güç veriyorsunuz.
Peki, " Die, My Love " filminin senin üzerindeki etkisi ne?
Hepsini bilmeyi çok isterim!
| Die, My Love |